Yeniden İstanbul - Giriş

YENİDEN İSTANBUL

15 Ağustos 1929’da İstanbul’da Sarayburnu’na ailece, altısı birden ve beş parasız olarak ayak bastılar. Başta dayısı Ahmet Ziya (Öner) olmak üzere, diğer dayıları ve yakınları tarafından karşılandılar. Hoşbeşten sonra Ziya Dayı’nın Bakırköy’deki evine gittiler. Eşi Safiye Yenge (Öner) ve üç çocuğu (Ziya, Melike, Mualla) kendilerini çok samimi biçimde karşıladılar. Safiye Hanım da aslen Kırımlı idi.

Bir müddet sonra Hacı İslâm Efendi, Şakire Hanım ve küçük Sabri, Manika’ya giderek yerleştiler. Şakire Hanım’ın kardeşleri Hafız Rıza Eroğlu, Hıfzı Eroğlu ve kız kardeşi İsmet Dinçsoy çocukları ile birlikte köyde oturuyorlardı. İşgalde köyden ayrılmışlar, hepsinin ayrı maceraları olmuş, sonra köylerine dönmüşlerdi. Küçük kardeşleri Hakkı 1927 yılında veremden vefat etmişti. Yüksek eğitimini tamamladıktan sonra hastalandığında “Hebaya gitti hep bunca emekler” şarkısını söylermiş.

1926 da çekilmiş. Hacı Şakire hanımın erkek kardeşleri. Ayaktakiler:
Soda Ziya Öner, ortada 1927 de veremden vefat eden Hakkı (yedek subay kıyafeti ile) , Solda Hıfzı Eroğlu, oturan Hafız Rıza Eroğlu. Hafız Rıza elinden eksik olmayan sigarası ile. Rahmetli bir sigara ile diğerini yakar günde 3 paketten fazla sigara içerdi.

Hafız Rıza Eroğlu ailesi. Her iki resim de 1950 den önce çekilmiş.

Macide ayakta. Oturanlar Vahide, Hafız Rıza, kucakta Münip (torun) öndekiler: Behire, Haluk.

 

Ayaktakiler soldan sağa: Behçet (yeğen), Kenan (Kayınbirader), Mebruke (yeğen), Macide Koçer, (2. Kızı), Behire Aplan (3. Kızı), Bedia (yeğen). Oturanlar: Hafız Rıza Eroğlu, Güner (yeğen), Hatçe yenge (Kenan’ın annesi, Vahide yengenin üvey annesi) Önde oturan Haluk Eroğlu (küçük Oğlu). Eksikler: eşi Vahide, büyük oğlu Hakkı ve büyük Kızı Mahire

«

Hafız Rıza (Eroğlu) efendi köy camisinin imamı idi. Hıfzı (Eroğlu) efendi ailenin ortak malı olan büyük bakkaliye mağazasını işletirdi. Bu mağazayı Ahmet Ziya Efendi açmıştı. Ahmet Ziya Efendi muallim mektebini bitirdikten sonra bir müddet öğretmenlik yapmış, sonra İstanbul’da zahire ticareti yapmaya başlamıştı.

Aşağıdaki fotoğrafta Eroğlu aileleri. Dinçsoylardan Subay üniformalı Hayri Dinçsoy. Solunda komşu Faik dayı Sağındaki Hıfzı Eroğlu, sağa doğru Macide, Ayşe yenge (Hakkı’nın eşi), Behire, Resmiye. Hayri’nin önündeki sakallı Hafız Rıza Eroğlu. Sağa doğru; Zahide yenge-kucağında Mesude, Vahide yenge- kucağında Berrin. Şevkiye yenge (Niyazi dayının ilk eşi, Vahide ile Zahide’nin annesi), en sağda Mahire.
Sağ arkada asker kepi olan Behçet. Sağında Aykut (Güner’in eşi), sola doğru Niyazi dayı(Hafız Rıza ve Hıfzı’nın kayınpederi), Naim enişte (Mahire’nin eşi), Hakkı, (tanınamadı)
Ön sıra Güner, Mahire’nin çocukları Yener ve Huriye, Hıfzı’ın oğlu Mümtaz, Hakkı’nın oğlu Münip, resmi çeken Bedia (makinasının otomatik sayacını ayarlar koşarak kenara ilişirdi) 1952 yılı, Mebruke’nin düğünü. (Fotoğrafta gelinle damat yok)

 

Soldaki Resim:
Ziya Öner Dayı, Safiye Yenge, ortada ayakta Melike, ortada oturan Nihat, babasının kucağında Mualla/ Fotoğraf takriben 1930 da çekilmiş. Ziya Dayı 39. Melike 7, Nihat 3, Mualla 2 yaşında
Sağdaki resimde ayaktakiler: Hıfzı Eroğlu (Ayakta soldan ikinci) Solda Bedia’nın eşi, en sağdaki Haluk. Oturanlar soldan sağa: Hayri (beyaz ceketli), Behçet, Diğerlerini tanıyamadık. İstanbul’a taşınmış olan Hıfzı Eroğlu ve bayram ziyaretine gelen gençler. Resim, 1961 veya 62 yılında İstanbul’da çekilmiş
Dinçsoy ailesi 1949. Karagümrük. Arka sıra soldan sağa: Mübeccel, Müberra, Nezihe – kucağında Münire, Osman Can (Nezihenin eşi), Muzaffer, Hamdi, önünde Mükerrem , Hayri.
Orta sıra: Muazzez, İsmet Hala, Ahmet Dinçsoy Enişte, Mukaddes. Ön sıra: Münir, Hilmi, Cengiz

 

Dinçsoy ailesi 1966 tarihli resim. Yer: Zeytinburnu
Arka sıra sağdan sola: Ümran (Mükerrem’in kızı), Kemal (Muzaffer’in büyük Oğlu), Münir (Nezihe’nin büyük Oğlu), Tuncay (Müberra’nın büyük Oğlu), Kenan (Muzaffer’in 2. Oğlu), Hayri
Arkadan 2. Sıra soldan sağa: Musa Çetik (Muazzez’in eşi), Şaban Çelebioğlu (Müberra’nın eşi), Mukaddes, Zafer (Hamdi’nin ilk eşinden kızı), Münire (Nezihe’nin kızı), Leyla (Hayri’nin kızı), Mükerrem, eşi Remzi Üreyen, Osman Can (Nezihe’nin eşi),
Arkadan 3. Sıra soldan sağa: Muazzez, Hilal (Hayri’nin vefat eden ilk eşi), Müberra, Nezihe, Hamdi.
Önden 2. Sıra, soldan sağa: Necdet Karayel (Muzaffer’in eşi), Ahmet Dinçsoy enişte, İsmet hala, Muzaffer, Behlül (Muazzez’in büyük oğlu), Sezen (Hamdi’nin 2. Eşi), Merih (Muazzez’in kızı)
En ön sıra sağdan sola: Gürel (Muzaffer’in küçük oğlu), Sinan (Hamdi’nin küçük oğlu), Numan (Hamdi’nin büyük oğlu), Ümit (Mükerrem’in büyük oğlu), Bülent (Müberra’nın küçük oğlu), Halit (Mükerrem’in küçük oğlu), Cengiz (Nezihe’nin küçük oğlu) Eksik olanlar: Mübeccel ve Ali Diril ile Hilmi ve Meral Dinçsoy ve çocukları. Hamdi’nin küçük kızı Banu, Hayri’nin küçük kızı Belma, Muazzez’in küçük oğlu Ahmet, Mukaddes’in eşi Cafer.

 

Hacı İslâm Efendi Kırım’da öğrendiği tütün ekme ve kurutma işini yarıcı olarak yaparak ailesini geçindirmeye çalışıyordu. Kırım’da tütün işi son derece özenle yapılırdı. Hacı İslâm Efendi aynı yöntemlerle tütün ekimi yaptı. Hem ürünü daha kaliteli idi, hem de tütün yapraklarını çok muntazam diziyordu. İpe iyi dizilen yaprakları eksperler kolayca denetleyebilirdi. Bu nedenle İnhisarlar (Tekel) İdaresi’nden büyük ödüle layık görülecekti. (Eniştesi Ziya Bey’e gönderdiği resmin arkasındaki mesajın dip notunda “yukarda görülen kalabalık tütün toplarıdır” yazılmıştır)